24 Temmuz 2024 Çarşamba

Polatsoy: Ben Dinebereday değilim

Uğradığı işkence, gözaltı, tutuklama, iftira ve komplolardan yola çıkarak yaşadıklarını kaleme alan Serhat Polatsoy, Sîdar Yayınlarından çıkan "Ben Dinebereday değilim" kitabına ilişkin ETHA'nın sorularını yanıtladı. 10 Ekim katliamından bir gün önce "Bomba Ankara'da patlayacak" şeklinde tweet attığı iddiasıyla gözaltına alınan Polatsoy, "Gar katliamı gözaltısında konu ile ilgim olmayınca beni serbest bıraktılar. Mahkeme devam etti ve alınan karar ile ben tanık yapıldım. Sanık yapamayınca tanık yaptılar ama yine ilginçtir ki hala beni tanık olarak çağırmadılar" dedi.

Serhat Polatsoy'un "Ben Dinebereday değilim" kitabı yayınlandı. Çocuk yaşta işkenceyle gözaltına alınan, kaybedilmek istenen Polatsoy, bugüne kadar 4 kez komployla gözaltına alındı ve işkence gördü.

Son olarak, 10 Ekim katliamından bir gün önce @drbereday (Dinebereday) adlı Twitter hesabından yapılan "Bomba Ankara'da patlayacak" paylaşımını yapan kişi olduğu iddiasıyla Urfa'da gözaltına alınan Polatsoy, maruz kaldığı gözaltı, işkence, tutuklama ve iftiralardan yola çıkarak yaşadıklarını kaleme aldı. Polatsoy, Sîdar Yayınlarından çıkan "Ben Dinebereday değilim" kitabına ilişkin ETHA'nın sorularını yanıtladı.

Gülen Cemaatinin kirli planlarını, AKP-KDP işbirliğini yazdığı için defalarca hedef gösterildiğini kaydeden Polatsoy'un sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

14 YAŞINDA SİSTEMATİK İŞKENCE GÖRDÜM

Ben Dinebereday değilim kitabını kaleme alma hikayenizi anlatır mısınız?
Bu sorunuz beni 14 yaşıma götürdü. 'Ben Dinebereday Değilim' kitabı bende, "neden ben, neden ben" soruları sonucunda giriştiğim düşünsel arayışlar sonucu yazıldı. En başından anlatmak istiyorum.

Yıl 1995! Tarih 12 Mart! Gece saat 00.20 ve ben uyuyorum. Hani bıyıkları henüz terlemiş denir ya, tam da öyleyim. On dört buçuk yaşındayım. Gözümü, omzumdaki namlunun soğukluğu ile açtım. Şok içindeydim. Evde kar maskeli uzun namlulu siviller. Postallı namlu sahibi, "kalk bizimle geliyorsun" dedi ki aile beni vermek istemedi. O süreçte insanlar evlerinden alınıp kaybediliyordu. Çocuk bedenime 7 gün boyunca işkence yaptılar. İki-üç adımlık, taş yatağı olan, sidikli battaniyelerin ve içeride dışkılar olan bir hücrede tutuldum. Her gün sabah 07.00'da çeyrek bayat somun, akşam saat 19.00'da çeyrek bayat somun veriyorlardı. Su ve tuvalet ihtiyacın yine sabah 7, akşam 7'ydi. İçerinin sidikli ve dışkı ile dolu olmasının nedeni de buydu sanırım. İstisnasız her gün beni hücreden çıkarıp sorgu ile birlikte işkence yapıyorlardı. Daha sonraları JİTEM karargahında tutulduğumu öğrenmiş ve "nasıl öldürmediler" diye kendime çok sormuştum. 12 yılla yargılanıp beraat etmiştim.

GÜLEN CEMAATİNİN KİRLİ PLANLARINI YAZDIĞIM İÇİN HEDEF GÖSTERİLDİM

Size yönelik 2013 yılında başlatılan bir komplodan söz ediyorsunuz. Bu komplo sürecini ve 2015 ile nasıl ilişkilendirilmek istendiğini anlatır mısınız?
O dönem Gülen cemaatinin kirli planlarını yazdığım için hedef haline getirildim. Kitapta da anlattığım gibi maddi kaygılar ile yapmış olduğum bir kaçak sigara ticareti birden, bomba çuvallarına döndü ve benim susturulmam amaçlandı.

Şimdi gelelim 2015'e! Bir twetter kullanıcısı olan "drbereday" adlı kişi Ankara Gar katliamından önce "Bomba! Ankara'da patlayabilir" diye bir twit paylaşıyor. Ertesi gün Ankara Gar'ında DAİŞ'li teröristlerce bombalar patlatılıyor ve yoldaşlarımız yaşamını yitiriyor. Ben o sıra HDP Urfa İl Müşahit sözcülüğü görevini yürütüyordum. 11 Ekim'de HDP'nin Ankara'da eğitim toplantısı olacak ve oraya katılmak üzere hazırlıklarımı yapıyordum. 10 Ekim sabahı HDP ilde toplantı aldıktan sonra iki ayrı arkadaş ile 11'inde Ankara'da olmak üzere araç ile yola çıkacağız. Toplantı bitti ve aşağıya indik. Birden herkes TV'de alt yazıya odaklandı. Ankara Gar'ında patlama. Az sonra her şey netleşti ve ikinci patlama ile birlikte katliamın HDP'li ve Türkiyeli sosyalistlerin kol kola olduğu bir alanda olduğunu anladık.

SURUÇ'TA BAŞARAMADIKLARINI ANKARA'DA BAŞARMAK İSTEDİLER
Tam da burada patlama nedenini biraz açmak isterim: Ankara Gar katliamı, HDP ile Türkiyeli sosyalistlerinin birlikteliğini baltalamaya dönük bir katliamdı. Suruç'ta başaramadıklarını Ankara'da denemek istediler. Kürtler ve Türkiyeli sosyalistler yan yana durmamalı, omuz omuza yürümemeliydi. Çünkü bu ülkede sisteme tek devrimci çıkış, bu çevrelerden geliyordu.

PATLAMA YAPANLAR ORTADAYDI ANCAK BİR MANİPÜLASYON GEREKTİ
Katliam, devrimcilere dönük, belirli bir sistematiğe sahip stratejik operasyonlar silsilesinden sadece biridir. İktidara 1 Kasım seçimleri öncesi bir kaos gerekiyordu. Hem bir kaos yaratılacak hem kendisi bu kaostan zerre etkilenmeyecekti. Önce Suruç, sonra da Gar katliamı ile bu yapıldı ve 1 Kasım seçimlerine böyle gidildi. Dikkat ederseniz Suruç katliamında da HDP günah keçisi seçildi, Ankara Gar katliamında da. Patlamayı yapanlar ortada ancak, bir manipülasyon gerekliydi.

YOLDAŞLARIM YAŞAMINI YİTİRDİ, SORUMLU TUTULDUM
Bir günah keçisi arandı ve bulundu. Hem yoldaşların yaşamını yitirsin hem sen yoldaşlarının yaşamını yitirmesinden sorumlu tutul. Bu çok acı. 2013'te olmayan bombalardan komploya uğrayan Serhat günah keçisiydi. Tweeti paylaşan sen değilsin. Tweeti paylaşan senden bir gün önce gözaltına alınıyor. "drbereday" adlı twitter kullanıcısı polis sorgusunda, "Bomba! Ankara'da patlayabilir" twitini paylaştığını kabul ediyor ve 1 gün sonra beni gözaltına alan polisler, "bu twiti sen paylaştın, kabullen, bize yardımcı ol" deyip baskı uyguladı. Eğer ben baskılara boyun eğip, "evet o twiti ben paylaştım" deseydim, iktidar medyası manşetten verecekti. Davutoğlu'nun kokteyl örgüt dediği örgüt içerisine girmiş oldum.

ÖMRÜM İHBARLA İŞKENCE GÖREREK GEÇTİ
13 Ekim'de gözaltına alındım. 15 Ekim'de Ankara Emniyet müdürlüğüne götürüldüm. 16 Ekim'de Ankara'da savcılıktan serbest bırakıldım. Melih Gökçek adlı kişinin her gün TV'lerde beni hedef göstermesi, yalan ve iftiralara başvurması nedeniyle 26 Ekim'de tekrar gözaltına alındım ve bu defa 1 Kasım Urfa seçimlerini kana bulayacağımı basında işlediler. Evimde bomba varmış. Ve bir ihbar doğrultusunda baskın düzenlenmiş. Benim ömrüm ihbarlarla işkence görerek geçti.

Bakın Gar katliamı ve HDP'nin bu katliam ile anılması bir projenin ve bir stratejinin ürünüdür. Proje, seçimlere korku ikliminde girilmesi, strateji ise, HDP ile Türkiye sol hareketinin birlikte yürümesinin önüne geçilmesidir. Suruç katliamı da buna dönüktü. Eğer siz Kürtlerle yol yürürseniz başınıza bunlar gelir denmek istendi ki hala aynı strateji yürürlükte.

'BENİ SANIK YAPAMAYINCA TANIK YAPTILAR'
Son olarak Ankara Gar katliamı soruşturmasına dönük bir ilginçlikten daha bahsedeceğim. Başta Melik Gökçek ve bütün iktidar medyası o süreçte beni "sanık" yapmaya çalıştılar. Gar katliamı gözaltısında konu ile ilgim olmayınca beni serbest bıraktılar. Mahkeme devam etti ve alınan karar ile ben tanık yapıldım. Sanık yapamayınca tanık yaptılar ama yine ilginçtir ki hala beni tanık olarak çağırmadılar.