20 Eylül 2024 Cuma

Geri Gönderme Merkezi'nde cinsel saldırıya beraat kararı

Ankara Akyurt Geri Gönderme Merkezi'nde tutulan mülteci kadına cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla hakkında dava açılan polis memuru beraat etti.

Ankara Akyurt Geri Gönderme Merkezi'nde görevli M.Ş. isimli polis hakkında olarak merkezde tutulan mülteci kadına 3 ay boyunca 5 kez cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılan dava, beraatle sonuçlandı.

T24'ten Asuman Aranca'nın haberine göre; dava dosyası ve iddianameye göre, Azerbaycanlı V.A. isimli kadın, 8 Mayıs 2020 tarihinde Akyurt Geri Gönderme Merkezi'ne getirildi. İddianameye göre, yaklaşık 15 gün sonra burada görevli M.Ş. isimli polis, yaşadığı nefes darlığı nedeniyle odasının kapısının kapatılmamasını istemek üzere yanına gelen V.A'ya televizyon odasında cinsel saldırıda bulundu. V.A'nın, ilişki esnasında M.Ş'ye "Yapma" diyerek karşı çıktığı ancak korkması ve ülkede yabancı olmasından çekinmesi nedeniyle bağıramadığı kaydedildi. İddianamede, bir süre sonra M.Ş'nin sığınmacı kadını televizyon odasına çağırarak bir kez daha cinsel saldırıda bulunduğu, daha sonra üç kez daha eylemini tekrarladığı ifade edildi.

Bir süre sonra karın ağrısı şikayetiyle hastaneye götürülen kadının hamile olduğu, ceninin karnında öldüğü tespit edildi. Kadının şikayeti üzerine M.Ş. hakkında soruşturma başlatıldı.

DNA EŞLEŞTİ
V.A. ifadesinde, "Cinsel ilişkiler sırasında bana şiddet uygulamadı, tehdit etmedi. M.Ş'ye karşı koymadım. Kimseye bir şey söylemedim. Çünkü korktum, ben bu ülkede yabancı olduğum için bana kimsenin inanmayacağını düşündüm. Utandım. Sanıktan polis olması nedeniyle korkuyordum. Sanık bana imza karşılığında dışarı çıkmam için yardım edeceğini söylüyordu. Yardım da etmedi" dedi.

Öte yandan ceninden alınan DNA ile polis M.Ş'nin DNA'sı da eşleşti. Gözaltına alınan M.Ş. ise şüpheli olarak verdiği ifadesinde hem suçlamaları hem de bebeğin kendisinden olduğunu gösteren Adli Tıp Kurumu raporunu reddetti.

SAVCI MÜTAALASI: MAĞDUR KADIN KORKUDAN SESİNİ ÇIKARAMADI
Soruşturma sonucunda M.Ş. hakkında "Nitelikli Cinsel Saldırı" suçundan 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Dava, Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma savcısı Umut Sadak, esas hakkındaki mütalaasında "sanığın, polis olmasının sağladığı nüfusu kullanarak V.A'ya cinsel saldırıda bulunduğu, V.A'nın sığınmacı olması nedeniyle korku, baskı ve tehdit altında bulunduğu, korkudan sesini çıkaramadığı, sanığın ilerleyen süreçte  sınır dışı edilmemesi için müştekiye yardım vaatlerinde bulunduğu, kamu görevinin verdiği güçle müşteki üzerinde hakimiyet kurduğu, bu nedenle ilk  olay sırasında müştekinin bağıramadığını ve kimseden yardım isteyemediğini" kaydetti.

Mütalaada, V.A'nın daha sonraki süreçte de sanığın cinsel saldırılarına karşı koyamadığı ve hamile kalana kadar da olaydan kimseye bahsedemediği ifade edilerek, "müştekinin sığınmacı olması nedeniyle sınır dışı edilme korkusuyla yaşadığı yabancı bir ülkede kendisini yalnız hissetmesi, yine  hakkının savunulmayacağını düşünerek sanığa karşı koyamadığı ve kendisinden şikayetçi olamadığı, sanığın müştekinin çaresizliğinden faydalanıp yardım vaadiyle kandırarak müştekiden cinsel anlamda faydalandığı, geri gönderme merkezinde sığınmacı olan bir kadının sınır dışı edilme korkusu altında yaşarken zevk için bir polisle değişik zamanlarda cinsel ilişkiye girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu" belirterek, M.Ş'nin 18 yıl hapsi istendi.

"EYLEMİN SANIK TARAFINDAN İŞLENDİĞİ SABİT DEĞİL"
Ancak yapılan yargılama sonucunda mahkeme, sanık M.Ş'nin beraatına hükmetti. Beraat kararının gerekçesinde, "müşteki V.A'nın sanıkla girmiş olduğu cinsel ilişkilerde; sanığın herhangi bir zorlamada bulunmadığını, tehdit etmediğini, şiddet uygulamadığını ifade ettiği ve ilişki karşılığında sanığın kendisine yardım edeceğini düşündüğü" belirtildi.

"Sanığın geri gönderme merkezinde görevli polis memuru olması nedeniyle müştekinin korku, baskı ve tehdit altında bulunduğuna, sanığın kamu görevinin verdiği güçle müştekinin üzerinde hakimiyet kurduğuna yönelik maddi bir delil elde edilemediği" öne sürülen kararda, "Müştekinin sanıkla farklı zamanlarda yaşadığı cinsel ilişkiyi her defasında diğer kamu görevlilerine ve kurum yetkililerine bildirme imkanı bulunmasına rağmen bildirmediği" kaydedildi.