24 Temmuz 2024 Çarşamba

Bakır: İşçi hareketi Gezi ruhuna sahip çıktı

2022 1 Mayıs'ını Birleşik İşçi Hareketi'nden Deniz Bakır ile konuştuk. Sendikalar 1 Mayıs'ta belirgin bir varlık gösteremezken, genç işçilerin alanlarda yerini aldığını söyleyen Bakır, Gezi direnişini sahiplenişin en önemli nokta olduğuna dikkat çekti.

İktidarın, derinleşen ekonomik kriz karşısında sermayenin karını artıran, işçi ve emekçilerin sömürüsü, açlık, yoksulluğunu derinleştiren politikalarına karşı 2022 yılına yüzlerce işçi direnişi, grev, işgallerle girildi. 2022 1 Mayıs'ı da bu işçi direnişlerinin ardından karşılandı. İşçi direnişlerinin büyük bir kısmının örgütsüz işçilerin yan yana gelişiyle örgütlenmesi mevcut sendikal anlayışa ilişkin birçok tartışmanın yapılmasına neden oldu. Yaşanan direnişlerin ardından karşılanan 1 Mayıs'ta ortaya çıkan tablo, 1 Mayıs'ın gösterdikleri, öne çıkan talepler, sendikal hareketin durumu, bekleyen görevleri Birleşik İşçi Hareketi'nden Deniz Bakır ile konuştuk. Bakır'ın sorularımıza verdiği yanıtlar şu şekilde:

SENDİKALAR 1 MAYIS'TA BELİRGİN BİR VARLIK GÖSTEREMEDİ

2022 yılında artan işçi direnişlerinin 1 Mayıs alanlarına yansıması nasıl oldu?
Bu konuda yorum yapabilmek için biraz daha geriye gitmekte yarar var. 2019'da pandemiden öncesinden bu yana güçlü bir kitle hareketi gözlemlenmiyordu. 2015'ten beri kitle hareketinde bir geri çekiliş süreci vardı. Pandemi özellikle işçi ve emekçilerde ekonomik kriz ve bunun sonuçlarının yaşadığı bir dönem oldu. Hareketin içe çekildiği, dağıldığı, paralize olduğu dönem oldu. Ama aynı zamanda kitle hareketinde de mevcut sermayenin saldırılarına, siyasi iktidarın buna uygun politikalarına tepkilerin yoğunlaştığı bir süreç oldu.

2021'in sonlarında başlayan 2022'nin başında patlamalı biçimde ilerleyen işçi hareketi dalgası da bunun dışa vurumu olarak tarif edilebilir. Tüm işçi örgütleri, işçiler içerisinde örgütlenme çalışması yapan emek grupları bu işçi hareketi dalgasının hangi yönleriyle ilerleyeceği, hangi biçimler alacağı sorunun peşindeydi. 1 Mayıs da bir çeşit bunun sınandığı, görünür hale geldiği bir an olarak önemliydi.

Birincisi sendikalar 1 Mayıs'ta, çok belirgin güçlü bir varlık gösteremediler. Tıpkı işçi direnişlerinde olduğu gibi. Biliyoruz işçi direnişlerinin büyük bölümü örgütsüz ve fiili meşru mücadele yoluyla harekete geçen, kendi talepleri etrafında bir araya gelen ve bunu sermayeye karşı eylemiyle gösteren bir hareket biçiminde ortaya çıkmıştı. 1 Mayıs'ta da sendikalar görünür değildi ama sendikaların dışında belirgin bir işçi kitlesi 1 Mayıs alanlarında kendi taleplerini haykırmak üzere bir araya geldi.

İstanbul bu bakımdan çok belirgin bir biçimdi. Sendikaların ve çeşitli emek örgütlerinin, sol-siyasi kuvvetlerin dışında alana gelen güçlü bir geniş işçi kitlesi vardı. Herhangi bir sendikada, herhangi bir örgütsel yapıda bulunmuyorlardı. Doğal olarak taleplerini bağımsız olarak ya da gruplar halinde alana gelerek gösterdiler. Bu bakımdan işçi direnişleri ve 1 Mayıs arasında biçimsel olarak da bir paralellik kurulabilir.

Sendikalar bakımından belki özgün olarak şu vurgular yapılabilir. Türk-İş ve Hak-İş bu yıl alanlarda yoktu. DİSK ise çok zayıftı. KESK, TMMOB da belli bir varlığı olsa da güçlü bir görünürlüklerinin olduğunu söylemek uygun olmaz. Türk-İş'in bazı sendikaları sadece alandaki yerini almışlardı, zaten hareket halinde belirli mücadele kapasitesi olan, işçilerle az çok ilişkisi olan bazı şubeler düzeyinde yer almışlardı.

GENÇ İŞÇİLER 1 MAYIS ALANLARINDAYDI

Yaşanan işçi direnişleri ve 1 Mayıs'tan baktığımızda sendikal hareketin geldiği nokta işçi mücadelesi bakımından nerede duracak?
Mevcut işçi direnişleri dalgasının işçi profilinin çok özgün bir sendikal deneyimi, örgüt deneyimi olmayan ama mevcut duruma da karşı koymak isteyen bunun için kendine yol yöntem arayan bir işçi kitlesi. Aslında 1 Mayıs alanına da bu biçimde yansıdı. Genç işçi kitlesi belirgin bir biçimde oradaydı. İkincisi, sendikaların bu mevcut kitlenin talep ve özlemlerini yansıtabilecek örgütsel kapasitelerinin, politikalarının olmadığını çok somut biçimde işçi direnişlerinde gözlemlemiştik, 1 Mayıs'ta da bu aynadan baktığımızda benzer bir sonuçla karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz.

Bir diğer şey kadın kitlesi de belirgin bir biçimde vardı. Sendikaların, toplam işçi hareketiyle kurduğu ilişki üzerine daha uzun tartışmalar yapılabilir. Taban inisiyatifini yansıtmayan, mevcut işçi kitlesini, genç kadın, dinamik işçi kitlesinin, herhangi örgütlenme alışkanlığı olmayan işçi kitlesinin gerçekliğine uygun biçimler yaratamayan sendikaların bu hareketle ilişki kurması mümkün değil.

TABAN İNİSİYATİFİNİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ
Bunu çeşitli biçimleriyle tartışabiliriz. Biz Birleşik İşçi Hareketi (BİH) olarak çeşitli emek kuvvetleriyle bu bakımdan tartışmalar yürütüyoruz. Taban inisiyatifinin harekete geçirildiği, profesyonel sendikacılığın içerik ve kapsamının değiştiği, sendikaların doğrudan işyerleri ve yaşam alanlarında kendisini yeniden reorganize etmesi gerektiği, yeni işçi kitlesinin mantığına ve diline uygun bir söylem geliştirmesi gerektiği gibi tartışmalar yürütüyoruz. Bu biraz süreç alacak gibi görünüyor. Bu arayış iki yönlü biçimde devam edecek. Sendikalar bir taraftan ya dönüşüme uğrayacak ya da bu hareket kendine özgü biçimde kendini üretmeye başlayacak.

1 MAYIS ALANLARINDA EKONOMİK KRİZ, GEZİ DİRENİŞİ ÖNE ÇIKTI

2022 1 Mayıs'ında öne çıkan ne oldu?
2022 1 Mayısı'nda alanda birincisi ekonomik kriz şiarlarda, sloganlarda, insanların tepkilerinde belirgin şekilde öne çıktı. İkincisi Gezi davasının cezalarla sonuçlandırılması 1 Mayıs'a gelen kitlenin çok somut bir biçimde karşı çıktığı, mücadele ettiği temel eksenlerden bir tanesi olarak öne çıktı.

Ekonomik krizin, işsizliğin artması, çalışma koşullarının giderek ağırlaşması, enflasyon ve zamların sürekli gelmesi, ücretlerin erimesi insanları bu duruma karşı tepki göstermeye, aşmanın yol ve yöntemlerini üretmeye zorluyor. Toplam işçi hareketi ve direnişleri dalgası da aslında bunun somut görünümüydü. 

FİİLİ DİRENİŞ HATTI GEZİ'NİN SAHİPLENİLMESİ OLARAK YANSIDI
Gezi ise hem sol-siyasi kuvvetler, sendikalar hem de genel kitle bakımından özgün bir talep olarak öne çıktı. Şöyle yorumlayabiliriz; sendikaların ve özellikle düzen partilerinin tüm sorunları seçime havale etmesi, seçim olacak ekonomik sorunlar bitecek, seçim olarak özgürlük sorunu bitecek gibi, oyalayan tutumlarına karşı Gezi bir ruhu yansıtıyor. İşçi hareketi bu ruhla birleşmeye, buluşmaya meyilli. Zaten işçi direnişleri dalgası bunu gösteriyordu. Ve işçi kitlelerinin, emekçi kitlelerin Gezi davasına böyle güçlü tepki vermesi, Gezi'yi böyle güçlü sahiplenmesi aslında ortaya çıkan fiili meşru mücadele çizgisinin, hattının, ruhunun Gezi'yle iç içe geçtiğini ve bu talebin sahiplenilmesinde kendisini yansıttığını düşünebiliriz.

Bu devrimci, sol-sosyalist güçler bakımından da özgün bir mesaj anlamı taşıdığı kanaatindeyim. Aslında Taksim tartışmasıyla da iç içe değerlendirilebilecek bir mesele bu. Toplam hareketin genel eğilimleri, işçi hareketlerini buluşturma ihtiyacı bu sene 1 Mayıs'ı Maltepe'yi öne çıkardı. Ancak çok açık biçimde kitlelerin politik eğiliminin sokağa döndüğü fiili meşru mücadele hattına döndüğü ve Taksim tartışmasının da burada belli bir yerinin olduğunu söylemek gerekiyor. Taksim'in yasaklanmasına karşı da belli başlı politik kuvvetlerin ve bazı işçi bölüklerinin harekete geçtiğini gördük. Bu bakımdan önümüzdeki dönemde sorunu sadece protestoculuğa indirgeyen, sadece basit anlamda naif bir etkileşim siyasetiyle yol almaya çalışan tarzdan ziyade fiili meşru mücadele hattını çeşitli yöntemlerle geliştiren bir işçi hareketi, kitle hareketi ihtiyacı çok belirgin şekilde öne çıkıyor. 1 Mayıs'ın prizmasından yansıyan şeylerden biri de bu.

SENDİKAL YAPILARA ALTERNATİF ÖRGÜTLENMELER YARATMALIYIZ

Direnişler ve 1 Mayıs'ın tablosu önümüze ne tür görevler koyuyor?
Önümüzdeki dönemde toplam hem işçi hareketi dalgası hem 1 Mayıs'ın gösterdikleri, toplam siyasi durum, işçi hareketinin önüne çeşitli görevler koyuyor. Birincisi mevcut sendikal yapılanmalara alternatif örgütlenmeler yaratmak.

Birleşik İşçi Hareketi tüm bu tartışmalara bağlı olarak önümüzdeki dönemde ismiyle müsemma biçimde hareketin bu dağınık karakterini ortadan kaldırmak ve bu hareketin ihtiyaçlarını görebilecek, kapsayabilecek yeni örgütsel formlar ortaya çıkarabilme amacıyla hareket edecek. Bunun çeşitli biçimleri, yolları, yöntemleri olacak tabi ki. Birincisi yeni, genç işçi kitlesini, kadın işçi kitlesini kapsayamayan, istek ve taleplerine karşılık veremeyen mevcut bürokratik sendikal anlayışın yapılandırılması konusunu bakımından tartışmaya açacak. Çeşitli emek güçleriyle hareket etmeye çalışacak. İkincisi tüm bu tartışmalara bağlı olarak kendisini örgütlemeye odaklanacak.

GENÇ İŞÇİ KİTLESİYLE TEMASIMIZ ÇOĞALIYOR
Birleşik İşçi Hareketi yeni bir hareket. 1 Mayıs'ta da kendisini ilk defa örgütsel kuvvet olarak ortaya çıkardı. Bu bakımdan doğru yolda olduğumuz kanısındayız. Yeni, genç işçi kitleleriyle temaslarımız çoğalıyor. Bunları hangi biçim, yol, yöntemlerle örgütleyeceğimiz konusu önümüzdeki dönemin temel konularından biri. Esas da odaklandığımız nokta şu, yaygın esnek taban inisiyatifleri ve bu taban inisiyatiflerine karşılık gelecek sendikal ve sendika dışı örgütleri yaygınlaştırmak. Bunların ikisinin birbirine entegre edilmesi ve bunların toplam bir işçi hareketine dönüştürülmesi temel hedefimiz olacak.