20 Mayıs 2024 Pazartesi

Serpil Arslan yazdı | Vietnam'ın izinden: Bir, iki, üç daha fazla Filistin

İki hafta önce ABD'nin Columbia Üniversitesi'nde başlayan öğrenci eylemleri yayılıyor. Coşkun akan bir ırmak misali önüne geleni direnişe dahil ederek ilerliyor. Tüm baskılara, yüzlerce öğrencinin gözaltına alınmasına ve tutuklama saldırılarına rağmen ikinci haftasında hareket onlarca yeni üniversiteye doğru genişlerken; Fransa, Avusturya, İtalya, Kanada, İspanya, Malezya gibi ülkeleri de kapsama alanına aldı.

"Tarihsel bilgi sınıf mücadelesinin temelidir" demiştir Rosa Luxemburg. Şimdi o tarihsel bilginin izini sürüyor ABD üniversitelerinde ve diğer ülkelerdeki Filistin halkı ile omuz omuza duran gençler. Filistin'deki soykırım saldırılarına karşı insanlığın onur yüzünü temsil ediyorlar.

Vietnam direnişi sürecinde ABD üniversitelerinde başlayan görkemli direniş sürecinde olduğu gibi. Ve bu direniş, ABD'nin Vietnam'daki saldırganlığına karşı dünyanın dört bir yanına yayılarak Vietnam direnişinin zafere ulaşmasında ciddi rol oynamıştı.

54 yıl önce, ABD'nin Vietnam'daki savaşını Kamboçya'ya taşımasına karşı eylem yapan dört öğrenci ulusal muhafızlar tarafından katledilmiş, iki hafta sonra da Jackson State Üniversitesi'nde iki öğrenci polis tarafından katledilmiş ve bu da ABD emperyalizmine karşı bardağı taşıran son damla olmuştu.

Vietnam işgaline ve katliama öfke öğrenci gençliğin dalga dalga büyüyen grev, boykot ve sokak eylemlerini başlatmış; ülkenin dört bir yanına ve diğer ülkelere de yayılmıştı. Gelişen bu savaş karşıtı hareket ABD'yi Vietnam'daki işgali genişletme planından vazgeçirmek zorunda bırakmıştı.

60'ların, 70'lerin izini süren gençlik şimdi de ABD'nin Ortadoğu'daki kasabı İsrail siyonizmine karşı direnişi büyütüyor.

İki hafta önce ABD'nin Columbia Üniversitesi'nde başlayan öğrenci eylemleri yayılıyor. Coşkun akan bir ırmak misali önüne geleni direnişe dahil ederek ilerliyor. Tüm baskılara, yüzlerce öğrencinin gözaltına alınmasına ve tutuklama saldırılarına rağmen ikinci haftasında hareket onlarca yeni üniversiteye doğru genişlerken; Fransa, Avusturya, İtalya, Kanada, İspanya, Malezya gibi ülkeleri de kapsama alanına aldı. Hatta Türkiye'de de bazı üniversitelerde destek eylemleri yapılmaya başlandı. Eylemci gençlerin "Filistin işgalinin sona ermesi, Gazze şeridine insani yardımların ulaştırılması" temel talepleri ile sürdürdükleri eylemlere akademisyenler, kimi rektörler de katılıyor. Üniversitelerde direniş çadırları kuruluyor, insan zinciri, sokak eylem örgütleniyor.

İsrail karşıtı her eylemi antisemitik ilan eden ABD emperyalizminin Ortadoğu'daki kasabı İsrail ise gelişen hareketi Nazi Almanya'sındaki eylemlere benzeterek "sona erdirilmesini" istedi. Ülke içinde Filistin işgali nedeniyle sürekli protestolara maruz kalan siyonist Netanyahu hükümeti dünya halkları nezdinde de giderek daha fazla teşhir oluyor. İşgalden sonuç alamadığı için farklı manevralar deniyor ne ki o da İran örneğinde olduğu gibi elinde patlıyor. Ülke içinde siyonist rejimin yönetememe krizi giderek daha fazla derinleşiyor. Her hafta düzenlenen Netanyahu protesto eylemlerine on binler katılıyor. Siyonist rejim bu nedenle gözü dönmüş biçimde Filistin soykırımından sonuç almak için uğraşıyor.

ABD gençliğinin çığ gibi büyüyen işgal karşıtı mücadelesinin arka planında ise siyonist rejime ve ABD'nin açık soykırım destekçiliğine karşı büyüyen öfke var.

Şimdiye kadar 34 binden fazla Filistinlinin katledildiği soykırım saldırısında ABD, siyonist İsrail'e çeşitli silah ve askeri teçhizat sağladı. Gazze'de soykırım saldırılarının boyutlandığı 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'nde savaşın durmasını önlemek için ABD, 4 kez veto hakkını kullandı ve son dönemde Filistin'in Birleşmiş Milletler'e tam üyeliği yönündeki kararı da veto etti. İsrail'in İran Şam Konsolosluğu'nun vurulmasına sesini çıkarmadı. İran'ın İsrail'e karşı geliştirdiği misilleme saldırısında ise; İngiltere, Fransa ve diğer birçok ülkeyle birlikte siyonist rejime yardım etti.

Gelişen üniversite eylemleri karşı İsrail soykırımına sınırsız destek sunan ABD, Biden üzerinden "Antisemitik protestoları kınıyorum" mesajı vererek eylemci gençlere parmak salladı. "Federal hükümetin tüm gücünü Yahudi toplumunu korumanın arkasına koyma" sözü verdi. Hemen ardından da İsrail'e son yılların en büyük silah satışını gerçekleştirmek için kollarını sıvadı. İsrail'e 18 milyar dolarlık silah satışı için ABD kongresini bilgilendirdi. Bütün bunlarla İsrail'in soykırım saldırısının yanında durduğunu bir kez daha göstererek öğrenci gençliğin haklı öfkesinin muhatabı oldu.

Rusya ve Çin'e karşı rekabet mücadelesini büyüten ABD, Nisan ortasında da Ukrayna, İsrail ve Tayvan'a toplam 95 milyarlık güvenlik yardımı öngören dört tasarıyı ABD Temsilciler Meclisi'nden geçirmiş; bu miktarın üçte birinden fazlasının ise silah ve cephanenin yenilenmesine ayrılacağı belirtilmişti.

Diğer emperyalist ülkelerde kendi karları için Filistin halkının katliamından fayda sağlıyor. Bu ülkelerden biri de Almanya. Filistin'e destek eylemlerini yasaklayan, genç kadın örgütü Zora gibi Filistin karşıtı eylemler yapan kurumlara baskınlar yapan, Filistin halkı ile dayanışma derneği olan Samidon'u yasaklayan Alman devleti yakın bir zamanda Berlin'de düzenlenen Filistin konferansını da engelledi.

Fransa'nın bir yandan işgali kınayıp diğer yandan ise İsrail'in işgal saldırına koşulsuz desteği ve yine İngiltere'nin desteği ortada.

İşgalci Türk devleti önce İsrail ile ticari ilişkileri "olmadığını" söyledi, ardından kamuoyu baskısı artınca "sınırlandırdık" açıklaması yaptı. Bu Tür burjuva devletinin ikiyüzlü siyasetini rafine biçimde bir kez daha ortaya serdi.

İşte İsrail siyonizmiyle çıkar ve suç ortaklığı ortada. Başta ABD olmak üzere emperyalist ve gerici devletlerin Filistin halkına karşı işlediği suçlar da son derece aleni. Bu nedenle üniversitelerde gelişen hareketi bulunduğumuz alanda destek eylemleriyle büyütmek aynı zamanda insani sorumluluk. Şimdi bu direniş ateşine daha fazla odun atarak soykırımcı siyonist saldırganlığı daha fazla açmaz içerisine sokmak gerekiyor.

Bu hareketin daha fazla gelişmesi Filistin halkına yönelik soykırım saldırılarının durdurulmasını sağlamanın yanı sıra, ezilen halkların emperyalizme, siyonist saldırganlığa karşı mücadelede muazzam bir özgüven geliştirecektir. Siyonist İsrail'in bölgede tehdit olmaktan çıkması ezilen halkların mücadelesinin daha fazla gelişmesiyle doğrudan ilgilidir.

Özellikle Türkiye ve Kürdistan'da emekçi solun Filistin halkı ile dayanışma eylemlerine seyircilik, kaydedicilik pozisyonundan çıkması, aynı zamanda faşist rejimin ikiyüzlü politikasını boşa çıkaracağı gibi başta Kürt halkına yönelik yeni saldırı planları olmak üzere elini zayıflatacaktır.

O nedenle Vietnam'ın çağrısına uyarak daha fazla Filistin daha fazla direniş demenin zamanı.