24 Temmuz 2024 Çarşamba

Gökkuşağının kızılı: Îsyan Tolhildan Pîrsusê

Faşist rejim Kürdistan'a kayyum atarken, Medya Savunma Alanları'na harekat üstüne harekat yaparken aynı zamanda Pride'ı yasaklamakta, fiili OHAL'ler yaratarak Onur Yürüyüşlerini yapılamaz hale getirmekte, "Ailenin Güçlendirilmesi" yasa tasarısı ile LGBTİ+'ların varlığını yasadışılaştırmak istemektedir. Böyle bir düşman gerçekliği karşısında, ne işçi sınıfı ve ezilenlerin geri kalan bölükleri LGBTİ+'lar özgürleşmeden özgürleşebilir, ne de LGBTİ+'lar sınıf mücadelesine kendi rengiyle katılmadan özgürleşebilirler. Devletin yeni resmi ideolojisini tüm topluma sirayet ettirme saldırısında LGBTİ+ mücadelesi bu eksende ele alınmalıdır, bugün karşı karşıya olduğumuz saldırılarda Îsyan yoldaşın satırları ve yaşamıyla var ettiği çağrısı bizlere yol göstermelidir.

"Rojava'ya geliş nedenim, Rojava Devrimi'ni savunmak ve tüm dünyaya yaymak içindir. Ayrıca silahımın dipçiğindeki kefiye parçası, şehit Berçem Renas'a aittir. Silahımın namlusu hep kızgın olacak, şehitlerin intikamını almak için namlum hep kızgın kalacaktır."

Rojava devrim topraklarına ilk adımını atıp silahını kuşandıktan sonra bu sözlerle selamlamıştı LGBTİ+'ları, otuz üç kızıl karanfilimizi ve Kürdistan'ın esmer yüzlü çocuklarını…

Îsyan Tolhildana Pîrsusê, sistemde kendisine verilen adıyla Okan Altunöz. Îsyan yoldaş, 1992 yılında Kürt Alevi bir ailenin çocuğu olarak Ankara'da dünyaya gelmişti. Cinsel yöneliminin farkına henüz erken yaşlarında varmış, bu yüzden heteroseksizmle olan çelişkisini erken yaşlardan itibaren yaşamaya başlamıştı. Aynı zamanda Koçgirili bir ailenin çocuğu olarak sömürgeci faşizmin başkenti olan Ankara'da büyümüştü. Kişiliğinde bütünleşen bütün bu çıkmazlarla sistemle her anlamda çelişki halinde, haliyle savaşım halinde bir yaşam sürüyordu.

Ölümsüzlerimizin yaşamlarını okumak ve araştırmak, yalnızca mücadelelerinin, fedakarlıklarının büyüklüğünü öğrenmek ve anılarını yaşatmak bakımından değil, aynı zamanda devrimcilerin de sıradan birer insan iken mücadelenin içinde yoğrularak nasıl birer özgürlük savaşçısı haline gelebildiğini de bizlere gösterir ve bu açıdan önemlidir. Onları okumak, onlardan öğrenmek, hangi çelişkilerini nasıl aştıklarını görmek, onlarla aynı ya da benzer çelişkiler içerisinde yaşayan ve sistemle savaşım halinde olan her bir genç için önemlidir. Bu yüzden ölümsüzlerimizin yaşamları da, aynı zamanda devamcıları olan bizlere de birer okul, devrim mücadelesinde birer pusuladır. Îsyan Tolhildana Pîrsusê yoldaş da faşist terörün ve onun bağrından devrimin siperlerine doğru güçlü bir şekilde esen tasfiyeci rüzgarın kuşattığı bugünümüzde; kimliği, karakteri, cüretkarlığı, mücadelenin ve kolektifin içinde kendini var edişi ve gerek kendisinin gerek kolektifin gerekse öznesi olduğu LGBTİ+ hareketinin çelişkilerine yaklaşım tarzı bakımından öğretici deneyimlerle dolu bir yaşam bırakmıştır. Bize düşen de onun yaşamından, edinebildiğimiz bilgiler ışığında içinde bulunduğumuz koşullarla birlikte ele alarak öğrenmektir; bu Onur Ayı'nda bizlere düşen görev budur, yazımızda bunun için çabalayacağız.

Yoldaş henüz lise yıllarında mücadele ile tanışır ve dört yıl boyunca demokratik gençlik mücadelesi yürütür. Dört yıllık bu sürecin ardından geçici bir geriye düşüş yaşar, yaklaşık üç yıl örgütlü mücadeleden uzak bir yaşam sürer. Bu süreçte onu çelişkileri ile cepheden karşı karşıya getiren iki kritik olay yaşar. Bu olaylardan ilki, 2014 yılında gözaltına alındıktan sonra polis tarafından uğradığı taciz ve tecavüz saldırısı, ikincisi ise Kobanê İnşa Kampanyası için devrim topraklarına geçmek üzere Pîrsus'a giden sosyalist gençliğe sömürgeci faşizmin IŞİD eliyle tertiplediği katliamdır. Örgütsüzlük sürecinde içine düştüğü çelişkileri ve heteroseksist devletin polisinin taciz ve tecavüz saldırısını geriye düşerek değil, Pîrsus katliamının üzerine intikam bilinci ile kendini yeniden örgütleyerek yanıtlar ve aşar. Faşist terörü kendisi için bir sıçrama tahtası eyler, yaşadıklarını isminde ifadesini bulan "Tolhildan" bilincinin birer dayanağı haline getirir.

2016 yılında, Rojava Devrim topraklarına geçiş yapar. Sistemin bütün çelişkilerini bağrında topladığı bedeni ve kişiliğini, sömürgeci heteroseksist düşmana karşı bir özgürlük savaşçısı halinde yoğurur. Devrim topraklarında aldığı ideolojik ve askeri eğitimlerle kısa sürede komutanlaşır, LGBTİ+ bir komünist olarak hem kendisini hem de partisinin alandaki niteliğini yeni baştan inşa eder.

Aldığı ideolojik eğitimlerin etkisi, sorumluluğunu aldığı politik ve ideolojik çalışmalarda da kendini gösterir. 2017 yılında çıkan, LGBTİ+ hareketinin gelişim seyri ve sorunlarını aynı zamanda komünist öncünün yaklaşımına dair tartışma yürüttüğü yazısı bize bu konuda yeterince fikir vermektedir. Yazı, bize gerek LGBTİ+ kurtuluşunun neden sosyalizmde olduğuna, komünist öncünün LGBTİ+'ların kurtuluş mücadelesi bakımından programatik düzeyde nasıl daha ileri konumlanabileceğine, devrimci bir LGBTİ+'nın kolektif içinde kendini var ederken karşılaştığı çelişkilere ve öncü içindeki geri eğilimlerin nasıl ele alınıp aşılabileceğine dair fikirler sunar, görevler çıkarır. O zaman yoldaşın kendi satırlarına göz atalım, kendi elinden cümleler olsun bu sefer kutup yıldızımız.

LGBTİ+'ların cinsel özgürlük talebi ile işçi sınıfının kurtuluşunun toplumsal iki dinamik olarak kaynaştırılması ve LGBTİ+ hareketinin yüzünü emekçilerin mücadelesine dönmesi gerekliliğini şöyle ifade ediyor: "Ayyuka çıkan baskılama ve safdışı bırakma politikası, erkek egemen zihniyet çerçevesinde öncelikle kadın özgürlük mücadelesini sonrasında da LGBTİ+'lar ve örgütlerini hedefine almıştır. İktidarın ötekileştirme politikaları da özneyi örgütlü olmaya, mücadelenin bütün zor aygıtlarını kullanmaya ve bununla beraber mücadele dinamiklerini emekçi saflarda yoğunlaştırmaya itmektedir. Görünen o ki, LGBTİ+'lar ve örgütlerinin cinsel özgürleşme perspektifi temelinde sınıfsal kurtuluşu öngörecekleri bir mücadele tarzı ve biçimlerine bürünmeye ihtiyacı vardır."

Konu kendi devrimci gelişimini ve gelişimin gerilimlerini taşımak olduğunda cüretkarca iç hesaplaşma yoluna gidiyor, "Bu tanışma savaşımının etkin dinamiklerinin büyük bir çoğunluğunu toplumsal ve çevresel baskı faktörleri kaplarken, bir kısmını da özgünlüğüm ile barışık olma düzeyim oluşturuyor. Bir özne olarak kendi kimliğime yaklaşım tarzımın ve düzeyimin büyük bir çoğunluğunu toplumsal 'ahlakçı' zihniyetin baskısı kaplıyor" demekten çekinmiyor.

Devrimci geçmişini gözden geçirirken şeffaflık ve buna bağlı ilerlemeyi esas alıyor: "Dolayısıyla kimliğimle tanışma sürecimin toplum zihniyetiyle mücadeleden daha çok öğretilmiş erkek cins bilinciyle içsel bir mücadele ile geçtiğini söyleyebilirim" diyerek bu ortaya koyuş ile kendine yeni bir rota da çizmeye girişiyor.

Konu kendi partisi olduğunda mücadelede süreklilik ile kaynaşmış özeleştiriden çekinmeyerek, "Kendi politikasını, eleştirdiği burjuva politikanın ve sistemin karşısında geliştiremeyen, alternatifini iç örgütlülüğünde vücutlaştıramayan bir parti düşünün; politik ve askeri kazanımlarının ivmeli bir hızla geriye düşeceğini öngörmek mümkün. LGBTİ+'lar için de bu tahlil halinin özgürleşme ile sonlandırılmasının çok önemli bir durum olduğuna vurgu yapmak gerekir" tahlilini yaparak komünist öncüyü LGBTİ+'ların örgütlenmesi ve özneleşmesi düzleminde bütün bir kolektifin örgütlülük düzeyini yükseltme görevine çağırıyor.

Bu satırları; yoldaşın kendine, öznesi olduğu LGBTİ+ hareketine ve içinde yer aldığı kolektife dair özeleştirel yaklaşımındaki açıklığı bakımından bizlere örnektir. Eleştiri ve özeleştirideki ciddiyet ve açıklığın, mücadeleye yaklaşımdaki samimiyetin dışavurumu olduğunu yoldaş bizlere, eleştirdikleri uğruna savaşarak ve ölümsüzleşerek gösterir.

Îsyan yoldaş, 2022 Nisan'ında sömürgeci kuşatmanın etkisiyle Rojava'da derinleşen bir sağlık krizi haline gelen Covid-19 virüsüne yakalanarak ölümsüzleşir. Namlusu gerilla yaşamı boyunca hep kızgın olmuş ve Tolhildan ismiyle ahenk halinde intikam bilinciyle hep kızgın kalmıştır. Son kertede onun yaşamı, sömürgeci faşist heteroseksist kapitalizmin, kişiliklerimize değin işlediği, bizi düzenin kölesi, sömürünün güvenceye alınması için bizi basit birer şiddet ve tüketim nesnesi olmaktan öteye götürmeyecek davranış ve düşünce kalıplarımızla, kişiliğimizle yüzleşme, kuşatma altındaki bedenlerimizi ve bilinçlerimizi düşman karşısında yeniden yaratarak her ileri adımda özgürleşen devrimciler kılma çağrısıdır. Şüphesiz ki bu savaş, tarihin bize öğrettiği üzere devrimci şiddete dayanan bir savaştır. Onun yaşamı, Alişer ve Zarife Ana'dan devralınan intikam mirasının, Hande Kaderlerin intikamıyla nasıl buluşturulabildiğinin, sömürgeciliğe karşı devrim topraklarında nasıl bir irade olarak dikilebileceğinin sorulara yer bırakmayacak kanıtıdır. Onun yaşamı toplumsal mücadeleyi ve çelişkileri bütünlüklü kavrama ve mücadele etme çağrısıdır. Gökkuşağının kızılla ve kesk û sor û zer ile koparılamaz kardeşliğidir.

Bugün de görülmelidir ki faşist rejim Kürdistan'a kayyum atarken, Medya Savunma Alanları'na harekat üstüne harekat yaparken aynı zamanda Pride'ı yasaklamakta, kent kent fiili OHAL'ler yaratarak Onur Yürüyüşlerini yapılamaz hale getirmekte, "Ailenin Güçlendirilmesi" yasa tasarısı ile LGBTİ+'ların varlığını bütünen yasadışılaştırmak istemektedir. Aynı rejim, LGBTİ+'lara düşman, göçmenlere düşman, rejime biat eden ve yaşadığı sorunların kaynağını bu ezilen kesimler olarak gören bir gençlik kuşağı yaratmaya çalışmakta, yüzyıllık maarif programını devreye koyarak "dindar ve kindar nesil" yaratma projesini işletmektedir. Tüm bu parçalı görünse de esasen kaynağı olan rejimi hedefleştirme bakımından bütünleşik ele alınması gereken saldırılar ezilenlere doğru çekilmiş bir kılıç misali Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar ve LGBTİ+'lar üzerinde sallanmaktadır.

Böyle bir düşman gerçekliği karşısında, ne işçi sınıfı ve ezilenlerin geri kalan bölükleri LGBTİ+'lar özgürleşmeden özgürleşebilir, ne de LGBTİ+'lar sınıf mücadelesine kendi rengiyle katılmadan özgürleşebilirler. Devletin yeni resmi ideolojisini tüm topluma sirayet ettirme saldırısında LGBTİ+ mücadelesi bu eksende ele alınmalıdır, bugün karşı karşıya olduğumuz saldırılarda Îsyan yoldaşın satırları ve yaşamıyla var ettiği çağrısı bizlere yol göstermelidir.

Îsyan Tolhildana Pîrsusê yoldaşın çağrısı günceldir. Görevimiz onun şahsında cisimleşen birleşik mücadele bayrağını yükseltmek, Onur Ayı'nda yükselen gökkuşağını, Colemêrg'den tutuşan isyan ateşi ile buluşturmaktır.

*Agop Koçgîrî'nin Özgür Gençlik'te yayınlanan yazısının aslına buradan ulaşabilirsiniz.